Potassium Bilgi Platformu - Cadi ve Cadicilik

Potassium Bilgi Platformu

Cadi ve Cadicilik

Cadı ve Cadıcılık
 
Cadılığın kökeni, insanların düşünebilen bir hayvan olmasının görünmesiyle başladı. Mğaralarda ve kabirlerde bulunan resimler ve oymalar, insanlığın başlangıcından ölüm, doğum, av v.b olaylar için büyülü ayinler yaptıklarını kanıtlar. Büyü, insanın anlama gücünün ötesinde bir hadiseydi ve hala da öyle. Her kabile kendi büyücüsüne sahipti ve bu büyücülerin görevi kabileyi hastalık, kötü hava, savaş, ölüm ve doğum gibi olaylardan korumaktı. Yapılan büyüler, jenerasyondan jenerasyona aktarılan, gizli bitkilerin, köklerin kullanıldığı kompleks ayinlerden oluşuyordu. Cadılık akımı, zamanın ekonomik ve sosyal problemlerinin bir sonucudur. Salgınlar, savaşlar, açlık, acı, sefalet ve ölüm halka bir şekilde açıklanmalıydı. Kiliseye ve halka göre bu olayların nedeni şeytan ve onun yardımcılarıydı. 1348deki büyük veba salgını Provence ve Queyras’da cadıların neden olduğu bir hastalık olarak biliniyordu. Ve bunun gibi bir çok toplu salgın ve ölüm olaylarında, cadılık ve büyücülük ortaya çıktı. Ama büyücülere başka alternatif olmadığı müddetçe tolerans gösterildi. Bilim, dünyanın gizemlerini aydınlattıkça, büyülerden şüphe edilmeye başlandı. Romalılar aralarında gizli bir örgüt kurmuşlardı. Söylendiğine göre kendi aralarında alem yapıp, ayinlerde bebekleri kurban ediyorlardı. Daha sonra Manicheanli kadınların şeytanla birleşme hakkında yaptıkları yorumlar ortaya çıktı. İmparatoriçe Theodora bu örgütün yüz binden fazla üyesi olduğuna ölümüne and içmişti. 6. ve 7. yüzyılın bitimiyle sadece kara büyü çalışan birkaç cadının idam haberine rastlanmıştır. Cadılık, Avrupa’da kilisinenin kabul edilmesiyle “kötü” sayılmaya başlandı. Tek tanrıcılık, başka tanrılara ve onlara tapılmasına tahammül edemiyordu ve hristiyan rahipler diğer dinlere inananları suçlamaya başladılar. Cadılar ve büyücüler rahiplerin baş düşmanı olmuşlardı. Ama büyü şeytanla anlaşma ise, büyü yapanların yok edilmesi gerekiyordu ve bu da 15. 16. ve 17.yüzyıllardaki cadı avlarına zemin hazırladı. Şeytanın sivri boynuzlu keçi simgesi, kilisenin pagan dinlerini yok etmek için öne sürdüğü bir şeydi. Bu paganların bir simgesiydi ve onları şeytan olarak göstermek de tabiki kilisenin diğer dinleri yok etme görevi arasında yer alıyordu. Şeytanın simgelerindeki bazen taşıdığı birkaç baş da Janus yani iki suratlı pagan tanrısından geliyor. Sabbatta sözü geçen “kalçadan öpmek” de bir pagan geleneği ve “barış öpücüğü” olaral biliniyor. Yahudiler ve müslümanlar da kilisenin azılı düşmanlarından oldukları için, onlar da kafir ve iblis olarak kabul ediliyordu. (16.yüzyıl şeytanın krallık yılı olarak kabul edildiği halde) Hrsitiyanlık, zor kullanarak diğer dinleri yok etmiş ve kendi hakimiyetini kan ile kazanmıştır.


Kaynak
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=